YORUM | Bir hayâli yaşadık, teşekkürler İngiltere

Kategori : Dünya Kupası 2018

Dün gece Hırvatistan ile finalde yer almak için mücadele eden İngiltere, 1-0 öne geçmesine rağmen skoru koruyamadı ve Luka Modric liderliğindeki Balkan ülkesine boyun eğdi. İngiliz gazeteleri maçın ardından attıkları başlıklarda takımlarına sahip çıkmaları konusunda birleştiler. The Guardian, ‘’Bir hayâlin sonu’’; Daily Express, ‘’Bir hayâli yaşadık, teşekkürler İngiltere’’ gibi başlıklarla takımlarına destek oldular. Bu jenerasyonun bu başarıları elde etmeye yatkın olduğu ve gelecekte birkaç ufak hamleyle final oynamalarının içten bile olmayacağını dile getirdiler.

“Futbol evine dönüyor”

1996 Avrupa Şampiyonası’nda Lightning Seeds grubu tarafından yayınlanan şarkı, İngiltere sokaklarında, barlarda, evlerde yani kısaca her yerde son birkaç haftadır yeniden yankılanmaya başlamıştı. İngiliz Milli Takımlarının senelerdir psikolojik eşik olarak gördükleri çeyrek final engelinin aşılmasıyla da, kupaya bir adım kaldığına inananların sayısı hiç de az değildi. Peki nedir bu ‘’evine dönüyor” çılgınlığı?

Alan Shearer scores for England against Germany in the Euro 1996 semi-final

“Futbol evine dönüyor” mottosunun anlamı, şarkının piyasaya sürülmesinden sonra, İngiltere’nin 1966 Dünya Kupası’ndan bu yana ilk büyük futbol turnuvasına ev sahipliği yaptığına bir atıfta bulunmaydı. Ancak o, hem İngiltere’nin Dünya Kupası kupasını eve getirme umutlarına, hem de modern futbolun manevi evine gönderme yapmak için kullanılmıştı.

Öyle ki geçtiğimiz hafta F1 Britanya Grand Prix’inde dahi birçok noktaya “Futbol evine dönüyor” afişleri asılmıştı. Turnuva İngiltere için yarı finalle sonlandı ama olası bir İngiltere şampiyonluğunda en büyük pay sahiplerinden birisi, bu mottonun ülkeye getirdiği inanç ve birliktelik oluşturma güdüsü olacaktı.

Teknik direktörlerin etkisi

Premier Lig’de dünyanın en iyi teknik direktörlerinin bulunması milli takımın yükselişine büyük katkı sağladı. 23 kişilik kadronun çoğunluğu dünyanın en iyi, en başarılı ve çağdaş koçları olarak adlandırılan isimlerin rehberliğinde kulüplerinde forma giyiyorlar. Pep Guardiola, José Mourinho, Jürgen Klopp, Antonio Conte ve Mauricio Pochettino takımlarına hızlı bir geçiş oyununun avantajlarını ve rakiplerinin bu oyunlara çözüm üretemediği gerçeğini öğrettiler.

Aynı zamanda A takımı çalıştırmadan önce genç milli takımlarda antrenörlük yapan ve şuan kadroda yer alan tüm oyuncuları altyapılardan bu yana takip eden Gareth Southgate’te İngiltere’nin yükselişinde sahne alan oyunculara aşina oldu. 2014 Dünya Kupası’nı kazanan Almanya’da, aynı bu şekilde Joachim Löw’le beraber büyüdü ve bunun oyuncularla iletişim ve kadro planlamasında çok önemli bir faktör olduğunu kanıtladı.

Raheem Sterling Pep Guardiola Manchester City

Guardiola’nın Manchester City’de geçirdiği iki yıllık süreçte İngiltere’nin lehine oyunun gelişimine sağladığı katkıları göz ardı edemeyiz. Raheem Sterling, John Stones ve Kyle Walker gibi gençler Guardiola’nın himayesinde oyunu daha iyi bilen oyuncular oldular ve hali hazırda İngiltere’nin, Manchester City’nin temeline yakın olan akışkan stili benimsemesi tesadüf görünmüyordu.

Guardiola örneğine benzer şekilde Klopp, Trent Alexander-Arnold’u altyapıdan genç yetenek olarak çıkartıp Şampiyonlar Ligi finalinde yer edinen ve İngiltere Milli Takımı’nda süre alan bir futbolcuya çevirdi. Benzer şekilde, Jesse Lingard ve Marcus Rashford’ın Mourinho birlikteliği ve Harry Kane, Dele Alli, Eric Dier, Kieran Trippier’in Pochettino ile mükemmele ulaşması yarı final başarısının arkasındaki birer basamak olarak görülebilir.

Baskı yok!

İngiltere’deki oyuncular arasında, daha önce buralarda yer almış olan birkaç oyuncu haricinde genel bir tecrübesizlik söz konusuydu. Ama bu tecrübesizlik bu sefer onlar adına çok işe yaradı. Senelerdir psikolojik eşik olarak görülen çeyrek final engelini geçmelerinde bu ekibin geçmişe dayalı hafızanın yer almaması gösterilebilir.

Basınla ilişkilerinde bile bu rahatlık çok açık şekilde görülebiliyordu. Medyaya turnuva süresince açık, dürüstçe birçok konuda açıklamalarda bulundular ve neredeyse şimdiye kadar rastlanılmayan “Her şey gördüğünüz gibi, ne bir eksik ne bir fazla” havasıyla bu yapılarını sürdürmeye devam ettiler.

Harry Kane Gareth Southgate England Nigeria

Geçen hafta Super Bowl turnuvası öncesinde gerçekleştirilen basın günlerine benzer kurumsallıkta biraraya gelen oyuncular, basınla ilişkilere ne kadar önem verdiklerini gösterdiler. Sterling gibi medyayla arası limoni olan biri bile, açık ve rahat bir şekilde konuşmalarını gerçekleştirdi. Turnuva konusundaki iyimserliği ve toplumda ki imajı konusunda yaşadığı sorunları ele aldı. Çeyrek finallere ulaşıp ulaşamayacakları sorusu sorulduğunda (önceki yıllarda İngiltere takımları için psikolojik eşik), turnuvayı şampiyon tamamlamak istediklerini ama bu hedef gerçekleşmese bile doğru yolda olduklarını söyledi. Aşırı güven veya kibir göstergesi olmaması çok takdir topladı. Daha önceki İngiltere takımlarını zehirleyen duyguların yerini almış inanç ve kararlılık gözlendi.

Baktığımızda bu genç adamlar için önemli olan şey, İngiltere’den Rusya’ya yola çıkarlarken turnuvada kesin bir başarı elde edeceklerinin garantisi değildi. Muhtemelen Southgate oyuncularına önce keyif almalarını söylemişti. Aradaki farkta burada ortaya çıktı. Önceki kadrolara oluşturulan baskı, 2018 kadrosuna yansıtılmadı ve yarı final görüldü.

Şu andan geriye baktığımızda İngiliz medyası da, İngiliz futbolcular da bu turnuvayla çok şey öğrenmişlerdir diye düşünüyorum. Baskı oluşturulmadan, ülkeyi birarada tutacak adımlarla bir başarı elde etmenin rahat olduğunun farkına vardılar ve bir sonraki turnuvalarda kendilerine güvenen, iyimser ve yollarına çıkan diğer şanslardan yararlanmayı bilecek kıvama geldiler.

Gençlik ateşi

İkinci tur maçından sonra basın mensuplarıyla sohbet ederken verdiği demeçte, “Sahip olduğumuz oyuncu grubuna gerçekten inanıyorum. Bu gençler taraftarların geçmişte olduğu gibi İngiltere Milli Takımı’na sevgi ve tutkuyla bağlanmasını sağladı. Onlar hayli gençler ve bu bize birçok alanda fayda sağlıyor. Birçoğu için İsveç maçı kariyerlerinde oynadıkları en üst düzey maçtı. Genç oyunculardan oluşan kadronun bize kattığı dinamizm taktiksel parçamızın en önemli noktasını oluşturuyor” demişti.

Baktığımız zaman Southgate gençlik ateşinin duygu yönüne fazlasıyla vurgu yapıyor ama işin istatistiklere yansıyan kısmı da yarı final başarısının önemli bir noktası oldu. 2018 kadrosunun yaş ortalaması 25.6, 1966 Dünya Kupasını kazanan kadroya göre (26.5) bir yıl daha gençler. Eğer pozisyonları karşılaştırırsak, bu orta saha kadrosu (25.9), ortalama olarak 1966 kadrosundan ise çok ufak miktarda daha yaşlı (25.6).

Kyle Walker John Stones Jesse Lingard England World Cup

Kaleciler hariç, 2018 kadrosu, 1966 kadrosundan (523) bir maç daha eksik bir tecrübeye sahip (522) ve dolayısıyla uluslararası futbolun benzer deneyimlerine sahipler.

Hırvatistan, yarı finallerdeki en yaşlı (27.4) takım olurken, onu (27.2) Belçika ve (25.6) Fransa izliyor. İngiltere ile aynı yaşta (25.6) yapıyor.

Ancak, İngiltere hariç diğer üç takım daha tecrübeli oyuncuları sahipti; Belçika da toplam 1154, Hırvatistan da toplam 957 ve Fransa da toplam 669 defa milli maç oynamış isimler var. İngiltere’de (538), 50’den fazla maç oynayan sadece bir isim mevcut (Gary Cahill). Fransa’nın, İngiltere’ye nazaran toplam milli maç sayısında daha fazla sayıya sahip olmasının nedeni 102 defa forma giyen Fransız kaleci ve takımın kaptanı Hugo Lloris’in varlığı gösteriliyor. Belçika’da 50’yi aşkın maça çıkmış 12 oyuncu bulunurken, Hırvatistan’da 6 ve Fransa’da 5 isim var.

Yani bu yılın Dünya Kupası yarı finallerinde, İngiltere en genç ve en az tecrübeye sahip tarafı olarak öne çıktı. İngiltere’nin gelecek vaat eden bir takıma sahip olduğu fikri, yetenekli genç futbolcular tarafından tecrübe edilen maç sayısına bakıldığında çelişkilerin yaşandığını gösteriyor gibi görünmektedir. Bu durum, genç yaşta başarılı futbolcuları sahneye sürmelerinden kaynaklanıyor diyebiliriz.

Kura şansı

Southgate, Dünya Kupası grup kuraları çekildiğinde yarı finale çıkmayı hayal dahi edemezdi diye düşünüyorum fakat son iki hafta öylesine rüya gibi geçti ki şampiyonluk haricinde hiçbir sonuç kimseyi tatmin etmeyecek gibi görünmeye başlamıştı. Yarı finale uzanan yolun arkasında önemli bir kura şansı ile İngiltere, aniden final için kolay görünen bir yola kavuştu. Grupta yenildikleri Belçika hariç tutulduğunda, İngiltere’nin oynayacağı en üst sırada yer alan takım, finale ulaşsalar bile Kolombiya olacaktı. 1966 Dünya Kupası zaferi, 1990 Dünya Kupası yarı finali gibi bir başarıya ulaşmak için bundan daha gerçekçi ve kolay bir yol elde etmeleri, burada dün kaçan fırsattan sonra önümüzdeki turnuvalarda bir daha denk gelmez görünüyor.

Kaynak: Goal

Öneriler Haberler

Futbolcu fabrikası Altınordu’da büyük değişim

Bu yıl ilk kez, “Şampiyonluk” kelimesini telaffuz eden İzmir ekibi, en önemli gol silahlarını kaybederken, yeni transferlerin gidenlerin yerini

Read More...

YORUM | Dalic haklı, bu çocuklar normal değil

YORUM | Onur Özgen @ozgenonur Bu Dünya Kupası hakkında yıllar sonra yapılacak her değerlendirmede vurgulanacak ilk detaylardan biri, derin

Read More...

Hırvat basınında “tarihi zafer”in yansımaları

Hırvatistan’ın köklü gazetelerinden “Jutarnji”, “Biz Hırvatlarız” başlığı ile verdiği haberde, milli takımın finale yükseldiği gecede taraftarların, yaşadıkları coşkuyla adeta transa

Read More...

Bir Cevap Yazın

Mobile Sliding Menu

%d blogcu bunu beğendi: