YORUM | Belçika sonunda kendi gücünü keşfediyor

Kategori : Dünya Kupası 2018

YORUM | Onur Özgen @ozgenonur


Roberto Martinez, maç öncesinde Goal’e verdiği röportajda dikkat çeken iki şey söylüyordu: “Brezilya’yla karşılaşmak için asla daha iyi hazırlanamazdık” ve “Her takımın zaafları ve güçlü yanları vardır”.

İkinci söz klişe gibi görülebilir, ama doğrudur. Her takımın zaafları ve güçlü yanları vardır. Ve futbolda taktik, kendi zaaflarını gizleyip, rakibin zaaflarını ortaya çıkarmaya yarar. Martinez’in Brezilya karşısındaki hazırlıklarına çok güvenmesi de, taktik hazırlığına olan inancından geliyordu. 

Roberto Martinez Brazil Belgium World Cup 07/06/18

Brezilya’nın maç öncesindeki en önemli zaafı ise Fagner gibi görünüyordu. Önce Dani Alves’in sakatlanıp turnuvaya getirilememesi, ardından Danilo’nun sakatlanarak turnuvayı kapatmasıyla sağ bek pozisyonu Fagner’e emanet edilmişti. Ama ne savunmada ne de hücumda beklenileni veremeyen Fagner’in kanadı, Meksika maçının ilk 20 dakikasında Carlos Vela tarafından delik deşik etmişti. Martinez’in de Eden Hazard ile orayı yoklaması bekleniyordu.

Fakat Brezilya’nın bu maç özelinde önemli bir eksikliği daha vardı: Casemiro. Savunma önünde bir dalgakıran rolü üstlenen Casemiro’nun cezalı olması, Brezilya’yı merkezden de daha savunmasız kılmıştı. Fernandinho, Casemiro’ya göre hücuma daha iyi katılabilen bir oyuncu olsa da, rakip hücumları karşılama konusunda Casemiro’nun becerilerine sahip değildi. Martinez de bu durumdan çok iyi faydalandı.

Henüz grup maçları oynanırken, bu turnuvanın idealizmle değil pragmatizmle kazanılabileceği anlaşılmıştı. Topu rakibe bırakan reaktif oyunların, topa daha fazla sahip olan proaktif oyunlara kurduğu bariz üstünlük, turnuvanın sonlarına yaklaştıkça teknik direktörlerin kurgularını yeniden gözden geçirmelerini bir bakıma zorunlu kıldı.

Martinez de felaketin eşiğinden döndükleri Japonya maçının ardından durumlarını bir kere daha değerlendirme kararı almış. Japonya karşısında son 30 dakikada Marouane Fellaini ve Nacer Chadli’nin başrolde oynadığı uzun toplara dayalı planı Brezilya karşısındaysa uygulanamazdı. Zira dönen toplar alınamadığı takdirde Brezilya’nın geçişleri çok daha can yakabilirdi.

Marouane Fellaini Roberto Martinez Belgium 02072018

O halde ne yapmak gerekiyordu? Bir kere Chadli’nin savunma katkısı Yannick Carrasso’dan daha iyiydi. Fellaini’nin ise orta sahaya kattığı dirence de sayısal üstünlüğe de Brezilya karşısında ihtiyaç olacaktı. Böylece hem Belçika’nın önceki maçlardaki geçiş hücumlarına karşı savunmasızlığı ortadan kalkacak hem de yükü azalacak olan Kevin De Bruyne hücumda daha serbestlik kazanacaktı.

Öyle de oldu. Louis van Gaal’in “gizli silahım” dediği Fellaini, Belçika’nın da F planı hâlini aldı. Ama Martinez’in hazırladığı başka sürprizler de vardı. Chelsea’nin 3-4-3’ten 3-5-1-1’e geçişi gibi, Belçika’nın da Brezilya karşısına bu şekilde çıkmasını bekliyorduk, karşımızdaysa asimetrik 4-3-3 oynayan bir takım bulduk. Çözmemiz dakikalar alsa da…

Marcelo Bielsa, “Hayalim, dışarıdan antrenmanı izleyen birinin oyuncuların hangi pozisyonda oynadığını bilemeyeceği bir takımı yönetmek” der. Dün gece ilk yarıdaki Belçika’yı izlediyse, ki bir futbol delisi olarak izlememesi mümkün değil, herhalde Martinez’i hem çok takdir etmiş hem de bir o kadar kıskanmıştır. Zira ilk yarı boyunca tam da Bielsa’nın tarif ettiği gibi, Belçika’da hangi oyuncunun hangi pozisyonda oynadığı belirsizdi. O kadar hareketlilerdi ki, baş döndürücü bir şekilde yer değiştirip durdular.

Kevin De Bruyne Fernandinho Brazil Belgium World Cup 07/06/18

Romelu Lukaku, ağırlıklı olarak sağ kenar forvetteydi (ki buna Martinez’in Everton yıllarından da aşinaydık). Ama buna rağmen sık sık merkeze iniyordu, her inişinde de Brezilya orta sahası ne yapacağını bilemiyordu. De Bruyne ise daha önce hiç görmediğimiz bir şekilde en uçta sahte 9 rolündeydi, ama mükemmele yakın oynuyordu. Hem ilerde pas istasyonu oluyor hem de bir anda derine inip City’de görmeye alıştığımız ara paslarından atıyordu. Hazard’ın rolüyse bu hareketli döngünün içinde bulunan boşluklara topla kat etmesiydi. Bir kanat oyuncusu olarak Chadli ise sol içte Paulinho’nun koşu yolunu kapatmakla görevliydi.

Brezilya ise rakibinin ne yapmaya çalıştığını anlayamadan golü kalesinde gördü. Karşısında Manchester City gibi hareketli oynayan bir takım bulunca, haliyle gol de iki City’liden geldi: Önce kafayı Vincent Kompany vurdu, ardından top Fernandinho’ya çarparak ağlarla buluştu.

İkinci gol ise Lukaku’nun yıllar içinde dönüştüğü şeyi tam olarak gösteriyordu. Japonya maçında galibiyeti getiren golü topa hiç dokunmadan, sadece topsuz oyun becerisiyle attırmıştı. Bu defaysa sıra topla da ne kadar yetenekli olduğunu göstermeye gelmişti.

Romelu Lukaku Miranda Brazil Belgium World Cup 07/06/18

Ama burada biraz durup sormak gerekli: Hedef santrforların yerlerini sahte 9’lara bıraktığı bir dönemde, haliyle merkez forvetlerin boy ortalamaları da bir hayli kısaldı. Peki Lukaku’yu bu durumda nasıl tarifleyebiliriz? O kocaman cüssesiyle yüzü kaleye dönük bir şekilde alan bulduğunda nasıl bu kadar hızlanabiliyor, o koordinasyonu nasıl sağlıyor ve topsuz oyunda nasıl böyle becerili olabiliyor? Akıl alır gibi değil. Jose Mourinho’nun De Bruyne ile ikisini Chelsea’de değerlendirememiş olmasıysa daha da inanılmaz.

İkinci yarıdaysa Tite’nin, Martinez’in sıra dışı hamlelerine karşılık vermesi gerekiyordu. Verdi de. Yaptığı her değişiklik Brezilya’nın oyununu daha güçlendirdi. Roberto Firmino’nun girişi, hücum alanında daha akıcı paslaşılmasını sağladı. Douglas Costa’nın girişi, sağ kanatta Willian’dan göremediğimiz bire bir tehditini artırdı ve çok fazla sol kanada yığılan oyuna denge getirdi. Renato Augusto’nun girişiyse, Paulinho’nun yapamadığı ceza sahasına geriden topsuz koşuları getirdi. Nitekim gol de öyle geldi (tabii ki başta Philippe Coutinho’nun hayâl gücüyle).

Vincent Kompany Thomas Vermaelen Roberto Firmino Brazil Belgium World Cup 07/06/18

Nasıl ilk yarıyı Belçika kazandıysa, ikinci yarının da mutlak galibi Brezilya’ydı. 90 dakika boyunca Belçika ceza sahasında 52 kez topla buluşan Brezilya, 1966’dan bu yana bir Dünya Kupası maçındaki en yüksek sayısına ulaştı. İlk yarıda topa sahip olmadan nasıl proaktif oynanır dersi veren Belçika ise ikinci yarıda her geçen dakikada daha reaktif bir oyuna döndü ve maçı dört stoperle tamamladı.

Elbette bu baskıdan galip çıkmalarında şanslı olmalarının da büyük payı var. Ama nasıl ilk yarı Belçika’nın oyun gücünü gösterdiyse, ikinci yarı da mental gücünü ortaya koydu. Gördük ki, 2014 ve 2016’daki genç ve kırılgan oyuncular; Pep Guardiola, Antonio Conte, Mauricio Pochettino, Maurizio Sarri, Jose Mourinho gibi birbirinden çok farklı, ama elit seviyedeki teknik direktörlerle uzun yıllardır çalışarak kendilerini sadece taktik olarak geliştirmemişler, çok önemli başka bir özellik daha kazanmışlar: Baskıyla başa çıkmak. Bu yüzden yarı finaldeler.

Kaynak: Goal

Öneriler Haberler

Tony Parker Charlotte Hornets’ta

PUAN DURUMU GRUP A GRUP B GRUP C GRUP D GRUP E GRUP F GRUP G GRUP H 1

Read More...

Bursaspor Trabzonspor’dan ayrılan Aytaç Kara’yı kadrosuna kattı

Transfer çalışmalarını sürdüren yeşil-beyazlı ekip, Trabzonspor ile sözleşmesini karşılıklı olarak fesheden deneyimli orta saha oyuncusu Aytaç Kara ile 2+1

Read More...

Alanyaspor, Emre Güral’ı transfer etti

Spor Toto Süper Lig ekibi Alanyaspor, geride kalan sezon Antalyaspor’da forma giyen forvet Emre Güral ile 2 yıllık sözleşme

Read More...

Bir Cevap Yazın

Mobile Sliding Menu

%d blogcu bunu beğendi: